Ana Sayfa
|
|
|
Giriş
|
Üye Ol
|
  
nethaber
 
Hüseyin KARABULUT-HADDİNİ BİLMEK…
Kategori: Kültür-SanatEklenme Tarihi: Haz 17th, 2012Ekleyen: Nethaber Gazetesi
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Değerlendirilmedi)
Loading ... Loading ...
460 defa okundu
Share |
Haber baglantisi

Bu hafta Başbakan Erdoğan’ın Partisinin Sakarya İl Kongresinde Ülkücü Hareket’in mensuplarına yönelik Sarfettiği FATİHA okumayı bilmezler deyip arkasından İftira ve Hakaretlerine tanık olduk.

Eskiden tecrübemiz olduğu için bu iftirayı fazlada ciddiye almadık.

1969 yılında yani eskiden olan bir olayı sizlerle paylaşmadan önce Rahmetli Alparslan Türkeş’den kısaca bahsetmek isterim.

Rahmetli Alparslan Türkeş, Türk milletinin birliği yani Turan ülküsüne kendini adamış Başbuğ’du.

Aynı zamanda İslam’a tam inanmış, Hz Muhammet Mustafa (SAV) ve Allahın varlığı ve birliğine iman ederdi.

Kayseri’de şeyh Bedir efendi, Samsunda Mustafa Bağışlayıcı, Kastamonu’da Mehmet Feyzi Efendi, Ankara’da da Nakşi şeyhi Ahmet Kayhan Efendiyle manevi bağları vardı.

İslam’ın, Türk milletini dünyaya hakim kılmada çok önemli bir unsur olduğunu bilir, bunu Ülkücülere telkin ederdi.

Gelelim konumuza.

1969 seçimlerinden konuşan Rahmetli Başbuğ, “Ben sizleri sokakta pırasa fiyatına satılan demokrasiye değil, hak yolu, hakikat yolu Allah yoluna çağırıyorum” deyip meşaleyi yakmıştı.

Rahmetli Alparslan Türkeş’in başlattığı bu kutsal davanın amacı Türk milletinin milli duygularının İslam ile sentez edilmesi manevi gücün artacağı anlamına geliyordu.

Türk milletinin siyasi hayatına yön veren bu batılı devletler, Türk adını dışlayan bir İslami hareket istedikleri için Ülkücü hareketi kendilerine tehdit gördüler.

Panikleyerek sözde Müslüman geçinen insanları kullanarak tedbir almaya kalkıştılar.

Bunun sonucunda ise Hıristiyan bir ülkenin emrinde olan Müslüman geçinen bir yayın organını kullanarak “İslami hareket ve Türkeş” anlatılan  ücretsiz gazeteler dağıtarak iftira ve hakaretlere baş vurdular.

1969 yılında Hıristiyan Ülkeler tarafından kullanılan sözde Müslümanların bir tanecik olayını anlattım.

Buradan anlaşılıyor ki; Türk İslam Sentezimizden rahatsız olan Emperyalist güçler bu günde boş durmadığı apaçık ortadadır.

Gelelim FATİHA konusuna.

Bu Ülkücülerin İman ve İnançlarımıza saldırı olayıdır.

Maksadını ve haddini aşmak bu demektir.

Türk Töresinin Bir Diğer şartı Da Haddini Bilmektir.

Ülkücü kardeşlerime şunu tavsiye ederim.

Vatanımızı etnik kadavraya çevirecek küresel güçlerin adamları, Milli direnç gösterecek  bölünmez bütünlüğe baş koyacak kara yağız Ülkücülere salyalarını her dönemde akıtmışlardır.

Boş konuşanlara, moralinizi bozanlara kafanızı  takmayın. Çünkü boş tenekelerde çok ses çıkar.

Birde Türkiye’nin son 30 yılına bakın!

Mercümek’ten Deniz fenerine kadar Milyar dolarlık vurgunların arkasında besmeleyi namazı kullanan sahte Müslümanlar var.

Bunlara Ülkücünün kim olduğunu anlatmak gerekir.

“Çırpınırdı Karadeniz” marşını haykırırken, yürekleri TÜRKLÜK için atanlardır. Bu yiğitler ki; Allah’a sığınıp, millete güvenenlerdir. Onlar ki; “Kula kulluk yapmayı ŞİRK, Allah’a kul olmayı FARZ sayanlardır. HZ.Yusuf’un bile kıskandığı bir dönemde; o kör olası, kahrolası  nefislerini  ayaklarının altına alan ve “BEN” değil “BİZ” diyenler Ülkücülerdir.

Ülkücüler olarak, Dilimizi Duadan, Kalbimizi İmandan, Gözlerimizi Kur’an-ı Kerim’den, Ellerimizi semadan, Alnımızı secdeden ayırmayız buda böyle biline.

 


Kategoriler

Editorun sectikleri
Login